Bazen ne istiyorum biliyor musun, benliğimin önemini yitirdiği bir zamanda, başımı dizine düşürmek. Göğsüne belki de.

Hikayelere, seslere ve geceye dair.
Kişisel birtakım kaygılar.
Bazen ne istiyorum biliyor musun, benliğimin önemini yitirdiği bir zamanda, başımı dizine düşürmek. Göğsüne belki de.
Ben seni bulutlara gaipten çizgiler çizerken gördüm. Nasıl desem, yerin ve göğün tüm renkleri teninde toplanmış, bir panayır yeri gibi ışıldıyordun. Yalnızdın. Kimseler yoktu: Tuttum seni siyahından sevdim. Asiydin. Çetrefillerin … Okumaya devam et “Takıntılar”
Hayat akıp gidiyor. Akıp giderken içinde beni de sürüklüyor. Bu bir sürünceme hali. Yorgun, huzursuz ve tedirginim. Her gün, bir sonraki güne, hatırlamak istemeyeceğim sabahlar bırakıp duruyorum; donmuş ve kaskatı.
Vakit gece yarısına yakın. Bir kadın, sarılmanın en yalın haliyle apartman girişlerinin soğukluğunu ve yalnızlığını üzerimden alıyor. Kapı eşikleri böylesine şenlik görmemiştir. Yüzü, dudağının kenarına koyduğu tebessüm, avuçlarının içinden yayılan … Okumaya devam et “Devrim Apartmanı No.14”
Cumartesi sabahı. Galata’dan Karaköy’e iniyorum. Tüm cadde sabahın ilk saatlerinde tarçın kokuyor. Neredeyse boş. Tek gözlü bir kedi görüyorum. Başımla selamlıyorum onu. Bir süreliğine her şeyi unutuyorum. Büyük yalanları, büyük … Okumaya devam et “Tek Gözlü Kedi Ve Tarçın Kokulu Bir Sabah”
Uçsuz bucaksız bir kumsal var. Bir çocuk dünyanın sekizinci harikasını yapıyor, kumdan bir kale. Geceye yakılmış bir ateş ve etrafında sakinleriyle uzakta bir plak sesi; Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar/yüzünde sizin … Okumaya devam et “Islak Köpek”
Soğuk olan hava değil, insanlar soğuk, hayat çok soğuk. Keşke bu kadar soğuk olmasaydı da dünya, sen de bu kadar üşümeseydin… Yüzünü izliyorum. Hayat yüzünde yaşıyor. Yorgunsun, bunu da biliyorum. … Okumaya devam et “Fırtınalı Gece ve Kırmızı Dudaklı Bir Peri”
Kendime sorduğum sorulara cevap alamadığım zamanlar hep olur. Böyle zamanlarda, sanki bir evin kapısını çalıyormuşum, evde birileri varmış ama kapıyı açmak istemiyormuş gibi hissediyorum. İnsanın kendini tanımazdan gelmesi halini iyi … Okumaya devam et “Merdiven Başı Konuşmaları”
Hafif sakinleştiriciler aldığım ve etkisini gösterinceye kadar tavanı izleyerek uykuyu beklediğim sıradan bir gece daha. Günler ne zamandır böyle geçiyordu? Hatırlamıyorum. Kimseyle konuşamadığım zamanlarda kendimle konuşuyor olmak beni oldukça rahatsız … Okumaya devam et “Kalifiye Bir Tavan İzleyicisinin Günlüğü”
Sabahı karşıladık, yüzünde bir belirsizlik. Martı seslerine karışan zamandan eksilmiş bir adım ve bir adım daha. Bilmiyorum. Bildiklerimi unutuyorum. Hatırladığım, Toprağa uzandık, karınca yuvalarını takip ettik, bulutlardan isimsiz ve biçimsiz … Okumaya devam et “Martı Seslerine Karışan İlk Tanışma”
Gece. Karanlığa ve boşluğa şarkılar söylüyoruz. Bir sandalye çek ve otur mumlar var mumları yak! Anlatacaklarım uzun, uzundur yollar ve… Bakteriyiz diyor yanımda oturan kadın, Hüzünlü bakterileriz en kötüsü dediğimiz … Okumaya devam et “Gece, Kadın ve Bakteriler”
Kaç gün dönümünden geçtiyse köhne bedenim, her birinin bileti yırtık cebimde duruyor. Geçtiğim yolları ve kadınları da unutmuyorum. Çünkü bir gün renklerim solmaya başladığında anılarımdan kalan boyalardan çalacağım. Başka bir … Okumaya devam et “Bir Tozun Güncesi”